KANDİL’DEN İMRALI’YA HAVAYOLU

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları günlerdir terör örgütünün propagandasına maruz bırakılıyor. 21 Mart’tan bu yana her hafta bir mektup açıklanıyor. Her mektup bir sonrakini işaret ediyor.
Hükûmet yapmasa da görüyorum ki; bu sürece ilişkin en doğru bilgilendirme ve tespitler Kandil’den geliyor.

Kandil’in son isteğine karşı ise hükûmet kanadı üç maymunu oynuyor. Ancak bu talebi duyunca ‘Hayret, bu bizim Başbakanımızın aklına neden gelmedi’ dedim; şaştım kaldım.

Zira Kandil en son dedi ki: “Neden biz doğrudan İmralı’ya gitmiyoruz. Zaman kaybediyoruz böyle”.

Tabi ya, şimdi bir ampül yanmıştır bir yerlerde. CHP-MHP zaten oyun dışı kalmıştı, BDP’yi de devre dışı bırakacak formül bulundu. Hatta bence Adalet Bakanlığı’ndan izin alma sürecini de bir yana bırakalım. Hemen bir helikopter tahsis edilsin, e terör örgütünde pilot yoktur, TSK’da bir pilot görevlendirsin, Kandil-İmralı hava koridoru açılsın. Karşılıklı, düzenli seferler konulsun.

Bu kadar akil insan dahi düşenemedi bunu şu ana kadar…

KIZIYORUM ÇÜNKÜ

Dünyadaki müzakere süreçlerine şöyle bir bakınca yaşanmış tecrübeler oldukça öğretici. Örneğin sürekli gözümüze sokulan FARC (Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri) ile Kolombiya’nın tecrübesi.
FARC, sömürge döneminin Kolombiya’ya miras bıraktığı gelir adaletsizliği, sosyal ve ekonomik eşitliksizlik ortamında süre gelen kitlesel şiddet hareketlerinin bir sonucu olarak 1964 yılında kuruldu. Bir karış toprağı dahi olmayan milyonlarca köylünün yaşadığı Kolombiya’da örgüt, sosyal taban bulmakta ve eleman temininde hiç zorlanmadı. Zira bugün halen Kolombiya nüfusunun yüzde biri ülke topraklarının yüzde 50’sine sahip. FARC, fidye ya da politik amaçlı adam kaçırma eylemleri, uyuşturucu üretimi ve ticaretinden vergi alınması faaliyetleri, şehirlere yönelik silahlı ve bombalı eylemler ile adını duyurdu. Ülkedeki uyuşturucu kartellerinin yanısıra Venezüella ve Ekvator gibi Kolombiya’ya komşu ülkelerden lojistik ve politik destek aldı.

FARC, 1999 yılında da Kolombiya hükümeti ile müzakere masasına oturdu. Süreci barış için değil zaman ve siyasi bir zafer kazanmak için kullandı. Görüşmeler sürerken, dönemin Kolombiya devlet başkanı, hükümet güçlerinin operasyonlarını durdurdu ve neticede İsviçre büyüklüğünde bir bölge FARC’ın kontrolüne ve insafına terk edildi.

Geçen yıl müzakere masasına otururken ise eski gücünden artık eser kalmamıştı. Askeri ve siyasi açıdan en kötü devrini yaşıyordu. Kolu kanadı adeta kırılmış, silahlı mevcudu 18-20 binlerden 8 bin seviyelerine gerilemişti. FARC’ın en üst düzey yönetim kademesi olan 7 üyeli sekretaryasından, kurucusu ve tartışmasız lideri Manuel Muralanda dahil 4 üyesi ölmüştü. FARC, müzakere masasına otururken artık Kolombiya hükümetinin kıskacındaydı. Kızıyorum çünkü, bizdeki görüntüye bakarsak, hükûmet PKK’nın kıskacında.

BAŞKA NE İSTERSİNİZ?

Terör örgütü tüm isteklerini hükûmete dikte ediyor adeta ve ne isterse oluyor. Hava koridoru biraz uç olabilir kabul ama Başbakan Erdoğan’ın “Polis de asker de rahat çalışsın”; BDP lideri Demirtaş’ın da “Yasal bir güvence hukuk karşısında herkese güvenlik getirir” diye dile getirdikleri güvenlik birimlerini bağlayıcı yazılı talimata ne demeli. Başbakanlık güvenlik bürokrasisi ile Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, İçişleri Bakanı Muammer Güler ve Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı koordinasyonunda hazırlanan talimatlarla yurt içinde asker ve polisin yeni görev tanımı yapıldı. Akillerin güvenliğinin sağlanmasından valiler, birinci derecede sorumlu tutuldu.

Türk Silahlı Kuvvetleri’ne verilen sınır ötesi operasyon yapma yetkisine ilişkin ise yeni görev emri yazılacak. Terör örgütü unsurlarının sınır dışına çekilmesi sürecinde TSK’nın hangi durumlarda müdahale edeceği ya da etmeyeceği bir görev emriyle belirlenecek. Valilere talimat ile, TSK’ya ise bir görev emri ile, “Terör unsurlarına müdahale etmeyin, akil insanları koruyun” denilecek.

Trafik kuralı ihlali yapanı görmezden gelmesi suç olan güvenlik görevlisine, silahlı-silahsız terör örgütüne katılarak zaten suç işlemiş kişileri görme denebilir mi? Yasaya aykırı talimat verilebilir mi? Hiç bir kanuni temeli bulunmayan böyle bir talimatla yarın onlarca asker ve savcı suçlu ilan edilebilir.

Her halükârda ülke terör örgütünün kucağına itilmiştir. Hükûmet illegaliteye sürüklenmektedir.

HAYALDİ GERÇEK OLUYOR

Kandil basın bürosundan mütemadiyen röportaj veren Murat Karayılan’ın hayalini de öğrendik. Karayılan Türkiye’ye dönüp siyasi rol almayı umuyor.

Hükûmet yetkilileri her gün yaptıkları açıklamalarda ‘af çıkmayacak’ dediklerine göre, sanırım etkin pişmanlıktan yararlanacak kendisi. Yok canım ne gerek var böyle şeylere, silahını gömer gelir o da Ankara’ya. BDP’deki çiftbaşlılık da böylece sona erer değil mi? Genel başkan mı eş başkan mı karmaşası biter.

İçime su serpildi doğrusu…


İlgili yazılar

Çok Güzel Hareketler Mi Bunlar

Başbakan Binali Yıldırım, AKP içindeki politikacıların aksine “babacan” bir tavır sergiliyor. Yaptığı açıklamaların bir kısmında toplumun tümünü kucaklayıcı tavrı, içten

DUDAK (LEB) DEĞMEZ SANATI

İlk olarak Tarık Akan ve Şerif Sezer’in baş rolünü oynadığı ‘Deli deli olma’ filminde görmüştüm ‘dudak değmez’ veya halk diliyle

Yaşar Kemal’in gidişi!

Bu toprakların yüreğinden koparak küresel bir değer olmayı başarmış bir aydındı Yaşar Kemal. Üretimleri ile ölümsüzlüğü seçti. Yaşar Kemal’i yaşatmak

Bir Cevap Yazın