Memur Ve Emekliyi Sıkıntılı Günler Bekliyor

Memur Ve Emekliyi Sıkıntılı Günler Bekliyor

Biraz felsefi yaklaşalım. “Bir ülke vatandaşlarının yaşamdan bekledikleri nedir?” Bu soruya birçok yanıt verilebilir, beklenti dile getirilebilir. Genellikle de beklentilerin özünde huzurlu bir yaşam isteği yatar. Ancak günümüzde huzurlu bir yaşam için gerekli tüm beklentiler gelir ekonomiye dayanır. Çünkü sahip olunan ekonomik koşullar yaşantımızın en önemli belirleyicisidir. Eğer bir insan, emeği karşılığında, günün koşullarına uygun bir gelir düzeyine sahip ise ve yaşadığı toplumun ortalama koşullarında tüketim gerçekleştiriyorsa, o insan için, barış içinde huzurlu bir yaşamdan söz edilebilir. Huzurlu yaşamın bir başka önkoşulu ise sahip olunan ekonomik koşulların sürekli olup olmadığıdır. Yani kişi, geleceği hakkında bir kaygı yaşamamalı, bir gelir kaybı ve buna bağlı yaşam standardında da bir gerileme korkusuna sahip olmamalıdır.

Ülkemizin içinde bulunduğu siyasal, sosyal ve ekonomik koşullar ne yazık ki vatandaşlarımızın büyük bir çoğunluğunun yaşamdan beklentileri açısından hiç de iç açıcı değil. Cumhuriyet rejiminin değiştirilmeye çalışıldığı, 250 kişinin öldürüldüğü bir darbe girişiminin yaşandığı, kadın cinayetlerinin alıp başını gittiği, cenazelerin bile nefret duyguları sonucunda mezarından çıkarılarak kovalandığı ve benzer çok vahim olumsuzlukların yaşandığı ülkemizin, barış ve birlik içinde sağlıklı bir geleceğinden emin olmamız olanaklı mı?

Kuşkusuz, dış politikada, ulusal savunmada, içinde bulunduğumuz bölge politikalarında, PKK ve FETÖ terör örgütlerinin faaliyetleri gibi konularda yaşadığımız çok büyük sorunları da eklediğimizde ortaya çıkan tablo çok daha vahim. Bölgesel bir savaşın gelip kapımıza dayandığı böyle bir tablo da vatandaşlarımızın hem ülkemizin hem de kendilerinin geleceğinden emin olmaları elbette olanaklı değil. Yaşanılan sosyal ve siyasal olumsuzluklar sadece ruhumuzu karartmakla kalmamakta, ayrıca ülke ekonomisinin de her geçen gün büyük bir belirsizliğe girmesine yol açmakta. Ekonomideki bu belirsizlik de vatandaşlarımızın yaşamdan beklentilerini olumsuz etkilemekte, büyük bir belirsizlik yaratmakta.

İşte böyle bir ortamda gerçekleştirilen toplu sözleşmelerle 2018-2019 yılları için memur ve memur emeklilerine verilecek zam oranları da belirlendi. Belirlenen zam oranları memur sendikalarının taleplerinin ve beklentilerinin çok gerisinde. Hükümet, toplu sözleşme ile varılan anlaşma sonucunda memur ve emeklilerinin maaşlarına 2018 yılının ilk 6 ayı için yüzde 4, ikinci 6 ayı için yüzde 3,5; 2019 yılının ilk 6 ayı için yüzde 4, ikinci 6 ayı için yüzde 5 zam yapılacağını ilan etti. Yani Hükümet 2018 yılı içinde memur ve emeklilerine toplamda yüzde 7.5, 2019 yılında da yüzde 9 oranında zam yapacak.

2018 yılı için kabul edilen yüzde 7.5’luk maaş zammı, Hükümetin 2018 yılı için Orta Vadeli Planda öngördüğü yüzde 5.0 oranındaki enflasyon hedefi dikkate alındığında iyi bir artış gibi görülüyor. Oysa kazın ayağı öyle değil. Çünkü Türkiye’de enflasyon son yıllarda artış eğilimi içinde. Dünya ekonomilerini daha objektif bir gözle takip eden IMF’nin Türkiye için 2018 yılı enflasyon tahmini yüzde 5.0 falan değil neredeyse onun iki katı, yüzde 9.1. Yani IMF’ye göre 2018 yılında Türkiye’de ortalama fiyatlar yüzde 9.1 oranında artacak. Öte yandan maaşlarda artış yüzde 7.5 oranında olacak. Yani memur ve emeklilerinin maaşları açıklanan bu zamlara ve hedeflenen enflasyon oranına göre 2018 yılında yüzde 1.6 oranında eriyecek. Üç milyondan fazla memur ve 11 milyondan fazla memur emeklisi 2018 yılında yüzde 1.6 oranında yoksullaşacak.

Değerlendirmemizde IMF’nin rakamlarını ciddiye almamızın bir önemli nedeni var. Uzun yıllardan beri Hükümet iktisadi hedeflerini tutturamıyor. Örneğin, Orta Vadeli Planda 2017 yılı için hedeflenen enflasyon oranı yüzde 6.5 olarak belirlenmişti. Oysa son çeyreğine yaklaştığımız 2017’de enflasyon oranı sürekli artıyor ve Merkez Bankasının son revizyonu ile birlikte 2017 yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 8.7’ye yükselmiş durumda. Öte yandan IMF de, Ekim ayında yüzde 8.2 olarak belirlediği 2017 enflasyon tahminini son raporunda 10.1’e yükseltti. Anlaşılacağı üzere son yıllarda, resmi ekonomik hedefler tutturulamamakta. 2018 de hedeflerdeki sapmaların daha da büyük olacağı ortada.
Bu nedenlerle memur ve emeklilerinin maaşları 2018 yılında yukarda belirttiğimiz yüzde 1.6’dan bile çok daha fazla eriyecek görünüyor. Yani yoksullaşma daha da artacak.
Ülkemizde yoksullaşma artarken elbette Hükümetimiz işlerin iyiye gittiğini, geleceğimizin aydınlık ve huzurlu olacağını, refahın artmakta olduğunu söylemeye devam edecek. İşin kötüsü, bu algı yönetiminin etkisiyle, memurlarımız ve emeklilerimiz de yaşamlarındaki her geçen gün artan sıkıntıyı görmezden gelmeyi sürdüreceğe benziyor. “Bir lokma, bir hırka” felsefesiyle padişahımız çok yaşa sloganları büyük bir zevkle atılmaya devam edecek görünüyor. Oysa ekonomik açıdan her geçen gün sıkıntılar büyümekte.


İlgili yazılar

YANIT BEKLEYEN TİB SORULARI

CHP’nin bilişim uzmanı milletvekili Erdal Aksünger MİT’ten Telekomünikasyon iletişim Başkanlığına getirilen Ahmet Cemalettin Çelik’in yaptığı icraatları TBMM Gündemine taşıdı. Aktsünger’in

Altuğ: 4.3 milyar dolar kara para!

Marmara Üniversitesi öğretim üyesi ve Erbakan’ın danışmanlarından  Prof. Dr. Osman Altuğ, Şubat ayında ülkeye giren ve net hata noksan kalemi olarak

Araştırmayı istemiyor ama çağrı yapıyor!

CHP’nin terörün nedenlerinın araştırılması için Meclis komisyonu kurulması önerisini reddeden Başbakan Ahmet Davutoğlu liderlere silahların bırakılması konusunda çağrı yapmalarını istedi.

Bir Cevap Yazın