NİEMÖLLER’İ ANLAMAK

Bir rahibin altı çocuğundan ikincisi olarak dünyaya geldi.

Önce askerlik mesleğine atıldı. Birinci dünya savaşında komutanlığını yaptığı denizaltı ile İngilizlere kan kusturdu, ona “Malta Kabusu” lakabını taktılar.

Ancak savaştan sonra askeriyeden ayrıldı. Teoloji eğitimi almaya başladı. 1931’de Berlin Dahlem’de rahipti.

Zamanın ruhuna uymuştu. Hitler’in partisini destekliyordu. Ancak şiddete karşı görüşleri ile kısa sürede Nazi’lerle çatışmaya başladı. 1933’te rahiplerden oluşan bir birlik kurarak, yahudilere karşı uygulanan ayrımcılığa karşı kolları sıvadı. Hitler’in de bulunduğu bir toplantıda, görüşlerini yüksek sesle dillendirip Führer’e karşı koyunca konuşması yasaklandı. Ancak o vaazlarına devam etti.

1934’te “Denizaltı’dan Minbere”, “Vom U-Boot zum Kanzel” adlı kitabı yayınlandı. Eser, Nasyonal Sosyalistlerin Propoganda bakanı Göebbels tarafından yasaklandı.
Hitler’e göre 1 No’lu devlet düşmanıydı.

1937’ye kadar hakkında 40 civarında dava açıldı. Vatan haini olarak yaftalandı. Rahip olarak görevini kötüye kullandığı iddia edildi.

Mahkemeler kendisini suçsuz bularak serbest bıraktığında Hitler tarafından “özel tutuklu” sıfatıyla 1937’de önce Sachsenhausen’daki toplama kampına ardından Münih yakınlarındaki Dachau Toplama Kampı’na kapatıldı. 1945’te Almanya’ya giren Amerikan askerleri tarafından kurtarıldı. Kilise’nin Hitler rejiminin suçlarına ortak olduğunu savundu.

Nasyonal Sosyalizm çökmüştü ancak onun muhalif duruşu hiç değişmedi.
1950’de Alman Devlet Başkanı Konrad Adenauer’ın yeniden silahlanma isteğine karşı çıktı. Atom bombasına ve NATO silahlarının Alman topraklarında konuşlandırılmasına karşı büyük çaba sarfetti.

1980’lerde Alman barış hareketinin sembol isimlerinden biri oldu.
6 Mart 1984’te Martin Niemöller hayata gözlerini yumdu.
Ancak günlüğüne yazdığı;
“Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim.
Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim.
Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim.
Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı” satırları ile yıllardır haksızlığa, zulme karşı duranlara ilham vermeyi sürdürüyor.

Neden mi anlattım Niemöller’in hikayesini sizlere.

Bugünlerde ülkemiz haksızlığa, zulme karşı seslerini çıkarmayanlarla dolu. Ancak bugünler atlatıldığında, onları kimse hatırlamayacak.

Dolmabahçe Bezm-i Âlem Camii Müezzini Fuat Yıldırım, TOMA’nın önünde dimdik duran siyahlı kadın hiç unutulmayacak.

Ali İsmail Korkmaz, Abdullah Cömert, Ethem Sarısülük, Mustafa Sarı ve Mehmet Ayvalıtaş hep yaşayacak.


İlgili yazılar

Biz Kadına El Kaldırmayız!

Biz kadına el kaldırmayız! İnsan bu.. Yaşayan canlı varlık. Tanrı dünyaya tek getirmiş. Kimini dişi kimini erkek.. Ama bir de

OHALDE Anayasa Değişikliğine Hayır!

Türkiye Anayasa tarihi, 1876 yılında çıkarılan Kanuni Esasi’yi temel alırsak yaklaşık 150 yıldır. Bu 150 yıllık süreçte Mutlak Monarşi’den Meşrutiyet’e,

Tacizci onlar utanan kadınlar

Dünyanın hangi ülkesi kadınlar için daha güvenlidir bilmiyorum. Ben beni biliyorum. Henüz lisedeydim. Bir gün okula geç kalmıştım. Telaş içinde

“NİEMÖLLER’İ ANLAMAK” için 1 cevap

  1. Tansu diyor ki:

    ben e7aydan mehmet kasabın oylugum babam fotorafları gf6nderdigi ie7in e7ok teşekkfcr etti babamın ve hfcseyinin e7ok selamları var biz seni hfcseyinin sfcnnet dfcgfcnfcn e davet edeceyiz

Bir Cevap Yazın