ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİ “AŞKI”

Soru şöyle:

“Bugün bir haber okudum, verdiğim linkten sizde okuyabilirsiniz. 16 yaşındaki kız öğrenci 53 yaşındaki öğretmene kaçıyor. Bu tür olaylara sık sık rastlıyoruz. Bu tür durumlarda öğretmen, öğrenci ve yönetim ve eğitim bileşenleri neler yapmalıdır?”

Haberi verdiğiniz linkten okudum. Kısa ama üzerinde duracağımız konunun bütün boyutlarını içerdiği için tümüyle buraya alıyorum. Bizim dışımızda bu yazıyı okuyanlar için yararlı olacağını düşünüyorum. Ayrıca çokça duyduğumuz ama üzerinde durmadığımız bir konuyu gündeme getirdiğiniz için teşekkür ederim.

“Antalya, Çağlayan Lisesi 10’uncu sınıf öğrencisi ve okulun atletizm takımı sporcusu N.N.Ç. (16) ile Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nden ayrıldıktan sonra atletizm antrenörlüğü yapan O.A.C. (53) arasında duygusal yakınlaşma oldu. Okula devam ederken evi terk eden N.N.Ç., eşinden kısa süre önce boşanan 2 çocuk babası O.A.C.’nin yanına yerleşti. Kızın babası Güray Ç. (37), N.N.Ç.’yi ikna etmek için gösterdiği çabalardan sonuç alamayınca, durumu savcılığa bildirdi. Antrenör O.A.C.’nin ifadesi polis merkezinde, öğrencinin ifadesi ise Çocuk Şube Müdürlüğü’nde alındı. N.N.Ç., ifadesinde, kendisinden 37 yaş büyük O.A.C. ile cinsel ilişkiye girdiklerini ve evlenmeyi planladıklarını söyledi. O.A.C. çıkarıldığı mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken, N.N.Ç. çocuk ıslah evine gönderildi. Islah evinde yaklaşık 1 hafta kalan N.N.Ç., yurttan kaçarak O.A.C.’nin yanına yerleşti.(Hürriyet/3 Temmuz 2011)”

Bu tür olaylarda genellemede bulunmak hayli zordur. O nedenle her bir olayı kendi özelinde almak gerekir. Benzerleri için ise bazı çıkarımlar yapılabilir ama söylediklerimizin tümüyle geçerli olabileceğini iddia edemeyiz. Ayrıca aşk sözcüğü bu tür olayları açıklamak için kullanılan sözcük olmamalıdır. Çünkü bir yönüyle olayı masumlaştırmaktadır.

Yukarıya alıntıladığımız olayda haberdeki bilgiler üzerinden olayın erkek kahramanının öğretmen olduğunu söyleyemeyiz, anladığım kadarıyla bir antrenör.

Ancak benzer olay okullarımızda da görüldüğü için kişiyi öğretmen kabul ederek yorumlarda bulunacağım.

Yukarıdaki örnek olaydan yola çıkarak burada öğretmen ifadesiyle erkek öğretmeni kastettiğimin bilinmesi gerekir. Zaten ülkemizde tersi durumla hiç karşılaşılmamaktadır. Bu da bu tür vakaların yerleşik kültürle ilişkisinin ne kadar etkin olduğunu göstermektedir.

Yazdıklarım yorum olarak değerlendirilmeli çünkü gerçekten konu çok yönlü ele alınması gereken, özel bilgi ve birikim gerektiren özellikler içeriyor. Konunun uzmanı olmadığımı bilmenizi ve yazdıklarımı buna göre okumanızı isterim.

Hukuki Boyut

Olayın önce hukuki boyutu var. Ortada çocuk statüsünde biri söz konusu. Dolayısıyla çocuğun rızası, ısrarı dahi olsa öğretmenin yaptığı açıkça suçtur. Bunun adı “çocuğun cinsel istismar”ıdır. Bu tür eylemler Ceza Kanunu kapsamında suç sayılan fiiller arasında yer almaktadır ve bundan dolayı ilgili kişi ceza almalıdır, alacaktır.

Bu tür olaylarda hukukun devreye girmesi olayın okulun dışına çıkması anlamına gelmektedir.

Bilmeliyiz ki olayın hukuki boyutu eğitimciler açısından olayın sonlandığı andan başlar.

O nedenle bizim yapacaklarımız, olayı önleyici, yönlendirici ve öğrenci açısından geliştirici olmalıdır.

Bizde okul yönetimi, olay yönetiminden çok personel yönetmeye ve bürokratik işlemlere indirgendiğinden bu tür olaylarda donanımlı değildir. Olayı çözümlemede çoğu zaman belirleyici olan okul yöneticisinin olaya dair ahlaki algılarıdır.

Okul yöneticileri (ki onlarda öğretmendir nihayetinde) için geçerli olan öğretmenler için de geçerlidir. Böyle olduğu içindir ki bu tür olaylarda çoğunlukla okul öğrencisini bir şekilde kaybeder. Ya öğrenci bir disiplin cezası ile okuldan uzaklaştırılır, ya da öğrenci kendisi okuldan ayrılmak ister. Eylemin diğer tarafı olan öğretmen ise yargının takdir alanında kalır.

Pedagojik Boyut

Bu tür olaylarda ergenlik aşamasındaki bir öğrencinin (erkek ve kız öğrenci fark etmez) öğretmenine duygusal ve cinsel bakımdan ilgi göstermesi yadırganacak bir durum değildir. Yadırganması, reddedilmesi gereken öğretmenin davranışında aranmalıdır.

Burada bir ilkeyi belirlemek durumundayız: Öğretmen, karşısındakinin yaşı ne olursa olsun, aralarında öğretmen-öğrenci ilişkisi olduğu her durumda bu türden ilişkiyi reddetmelidir. (Bu söylediğim tümüyle yetişkinlerden oluşan üniversite dünyası için de geçerlidir. Bunu da bir başka yazıda ele almak gerek.) Öğretmen, fiziksel ve ruhsal gelişimi nasıl olursa olsun karşısındakinin çocuk olduğunu asla unutmamalıdır.

Öğretmen derste öğrettiklerinin yanında (belki de daha fazla) rol modeli olmasıyla öğrenciyle iletişim içindedir. Rol modeli olarak öğretmen, her davranışıyla öğrencinin gözü önünde yer alır. Öğretmenin bu özelliği onda bilginin, becerinin, yaratıcılığın yanında yüksek bir ahlak bilincini zorunlu kılar. Ahlak, öğretmenin davranışlarını önemli ölçüde önceden belirler. Eğitim ortamının tarafları olarak yönetici, öğretmen, veli ve öğrenciler bilmelidir ki okulda belirlenmiş, kurala bağlanmış davranışların sayısı yüksektir. Çünkü okul, kendisini denenmiş bilgiler, davranışlar üzerinden var eder.

Yukarıda da belirttiğim üzere öğretmenin öğrenciyi karşı cins olarak algılaması, öğretmenlik mesleğinin hiçbir ilkesiyle bağdaşmaz. Okulda herkesin statü ve rolleri belirlenmiştir. Bunun dışına çıkmak, olsa olsa istisnai durumlar için geçerlidir. Bu tür istisnai durumlara öğretmen önceden hazırlıklı olmalıdır.

Son yıllarda yaygın bir anlayış var: Öğrenci ile öğretmen arkadaş ilişkisi kurmalıdır.

Bu anlayış, okul ortamında öğretmen tarafından öğrenci ile arkadaş olma biçiminde anlaşılmaktadır ki bunun tümüyle yanlış olduğunu düşünmekteyim. Öğretmen, öğrenciye kimi durumlarda bir arkadaş gibi davranabilir, davranmalıdır da ama asla onunla arkadaş olmamalıdır.

Bazen velilerden “ben kızımla-oğlumla arkadaş gibiyiz” sözünü duyduğum da olmaktadır. Onlara da bunun yanlış olduğunu uzun uzun anlattığım olmuştur. (Elbette ben bunları söylerken, tersini söyleyen meslektaşlarımın sayısı oldukça fazladır.) Arkadaş gibi davranmak başka bir şey arkadaş olmak başka bir şeydir.

Ergen Davranışlarını Bilmek

Mesele aslında insan yaşamının en önemli aşamalarından biri olan ergenlik konusundaki bilgilerimiz ve değerlerimiz de yatmaktadır. Ne yazık hem öğretmenler olarak bizler, hem de velilerin bu konudaki bilgileri sığ ve basma kalıptır. Daha da kötüsü, bu konuda öğretmen ve velilerin yerleşik kültüre teslim olmuş halleridir. Çünkü yerleşik kültür, kız öğrencileri, yetişkin gibi değerlendirmektedir ve genellikle de ahlaki açıdan yargılamaktadır.

Öğretmenler, pedagojik formasyon alırken genel bir gelişim psikolojisinin bilgisi alırlar. Oysa özellikle lise öğretmenlerinin, çok daha ayrıntılı biçimde “Ergenlik Psikolojisi” dersi almaları gereklidir. Dün olduğu gibi bugün de öğretmenlik mesleğine hazırlanan öğretmen adayları, bu tür konularda yeterince bilgi sahibi olmadan göreve başlamaktadırlar. Görev başında da bilgilendirildiklerini düşünmüyorum.


İlgili yazılar

GÜRSEL TEKİN BİLE DAYANAMADI

Kendisiyle gazeteci-politikacı ilişkisi içinde bir dönem iyi ilişkiler kurmuştum. Uzunca bir süredir ise ilişkilerimiz karşılıklı olarak askıya alınmıştı. Bunun değişik

Cumhurbaşkanı seçiminin üç kaybedeni

Seçmende ve kitlelerde hiçbir heyecan yaratmayan sonucu belli bir seçimi geride bıraktık. Recep Tayyip Erdoğan 2007 yılından bu yana cumhurbaşkanlığı

ÖĞRENİLEN YÖNETİM BİCİMİ DEMOKRASİ

Demokrasi insanların yaşam ve yönetim şeklidir. Lütfen dikkat! Demokrasi varsa insan vardır. İnsan tüm canlılar âleminin efendisidir. Kabul edilen tüm

Bir Cevap Yazın