PARANIN ESİRİ OLMAK MI? SANATIN NEFERİ OLMAK MI?

‘Çok kazanmak isteyen kaybeder’ demiş, LA FONTAİNE. Tabiki para veya hırs ile ilgili söylenen bir çok söz var.İnsanlar genelde maddi tatmini daha çok ön plana çıkarttığı için, çok kazanırken, diğer taraftan kaybettikleri şeyleri ya umursamazlar yada farkına varmazlar.Aslında diğer iş kategorileri için o kadar hayati olmayan veya umursanmayan şeyler, hayatını kültürel ve sanatsal alanlara adamış insanlar için hayati önem taşır.Ben, bir sanat eseri ortaya çıkarma derdi olan insanların vakitlerinin ve iç dünyalarındaki duygu yoğunluklarının çok önemli olduğuna inanırım.Aslında yeni bir çerçeve açarak, bir sanatçının para kazanma hırsının,yani yaşayabileceğinden daha fazlasını kazanma isteğinin, sanatına ve ürettiği sanatsal ürünlerine nasıl etki edeceğini tartışmak gerektiğini düşünüyorum.Çünkü,bugün sanatın bütün dallarında, maalesef eskisi kadar kaliteli ve çok sayıda üretimin olmadığı ve bir kısır döngü yaşandığı söyleniyor.Ve bu kelamları edenlerde yine sanat camiasının içindeki ustalar.Peki nasıl olacak bu iş ? Böyle bir durumun ortaya çıkmasının sebebinde ve bu kısırdöngüde yine bu ustaların rolü yok mu? ‘Küçük kalkar, büyüğe bakarmış’ veya ‘Üzüm üzüme baka baka kararırmış’ gibi, Anadolu insanının ustalıkla söylediği sözlerimiz var. Bu sözler işte tam da bu hallerimizi anlatıyor.
Halbuki kaybetmeyen ustalarımızda vardı bizim. Paranın her türlü konforunu elinin tersiyle itip, üretmek için ve yol göstermek için yaşadılar hayatlarını.Nazım Hikmet,Rıfat Ilgaz,Orhan veli,Neyzen teyfik,Aşık Veysel,Victor Jara…..aklıma ilk gelenler.Var ile yok arasında geçen ömürleri ile düzenin onlara vereceği her türlü rütbeyi,makamı reddedip inadına yaşamışlardır sanat için.Ve inadına üretmişlerdir, bugün halen onların bıraktıkları konuşulup tartışılır. Sanatla uğraşmak,duygu işi olduğu kadar yürek işidir ve her yiğidinde harcı değildir.Eğer üst düzey bir yaşam derdin varsa git ticaret yap,ne işin var sanatın içinde.Veyahut da sanat için yaratıldığına inanıyorsan,o zaman da gereğini yap ve dik bir duruş sergile. Şuna inanmanızı isterim ki, bir ülkenin ne kadar dürüst ve yetenekli yöneticilere ve meslek erbablarına ihtiyacı varsa, bir o kadarda onurlu ve derdi, sanatı bir adım daha ileri götürme kaygısı olan ve bu ilerlettiği sanatını toplumun tüm tabakaları ile paylaşma kaygısı güden sanat insanlarına ihtiyacı vardır.Sanatçı insanın yaşamak için, karnını doyurmak için kaygıları olmamalı.Ama maalesef günümüzde bunları düşünmek zorunda. Çünkü artık sanat para etmiyor.Çünkü artık tüm insanlığın ortak derdi olan yoksulluk,işsizlik para kazanmayı hayatımızın tam ortasına almamızı ve sosyal hayatı düşünememizi sağlıyor.Tabiki bu durum sanata olan ilgiyi azaltıp sanatla ilgilenen insanlarında aç kalmasına ve belkide istemeden eleştirdiğimiz işlerin içlerinde onları görmemizi sağlıyor.Yani yine bir halk tabiri ile ‘Aşağıya tükürsen sakal,yukarıya tükürsen bıyık’…..
Bu işi bir sonuca bağlayıp,yaşanmış ve bu dünyada yaşamış örneklerden yola çıkarsak, sanatla ilgilenmek gerçektende günümüzde yürek işidir ve daha bu işe başlarken dünyadaki bir çok şeyden vazgeçmeyi göze almaktır.Ama maalesef günümüzde birçok sanat insanı daha fazla para kazanmak uğruna projelerini erteleyip veya artık hiç üretmeyip, tamamiyle para kazanmanın yol açmış olduğu körlenmenin ve kısırlığın içine batmıştır.Tabiki herkesin ayakta kalabilmek için yeteri kadar para kazanması şarttır.Ama burada sanat insanları söz konusu ise ve ihtiyaçlarından daha fazla para kazanmaya dikmişlerse gözlerini, para ile popülizm iç içe geçer ve daha fazla şöhret le beraber,daha fazla para kazanma arzusu ‘sanatçıyı’ sanatından uzaklaştırıp konforlu bir hurdalığa götürür ve artık orada üretilen bir sanat eserinden değilde, sipariş verilen ve kar amaçlı üretilen bir maldan söz edebiliriz ve buna da sanatsal açıdan sonun başlangıcı diyebiliriz.Sanatçı muhaliftir,çünkü karşıtlığın olmadığı, itaat kültürünün hüküm sürdüğü yerlerde sanat yaşayamaz.Sanatçı lokomotiftir,çünkü ortaya koyduğu eserlerle kitleleri arkasından sürükleyebilir.Ve sanatçı aydındır,çünkü sanatın ışığını, paranın bütün kirliliklerine rağmen yılmadan yansıtmaya devam eder.Dediğim gibi, sanatla uğraşmak her babayiğidin harcı değildir.Herşeye rağmen sanatını ve sanatçı duruşunu, paraya pula satmayan ustalara selam olsun…Tüm halkımıza saygılarımla…


İlgili yazılar

Başbakan Davutoğlu Medya sınavında!

AKP-CHP koalisyonuna karşı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “AKP ile CHP arasında hükümet kurulması halinde kendisinin  yasal olarak “soruşturma dışında”  kalacağını bilmesine

Sözde Gazeteci Ve Hurufilik!

Ulusal Kanal’da; geçmişi karanlık, onlarca yıldır basın dünyasından tanıdığım, yazdığı birçok yazıda o konuyla ilgili temel bilgilere dahi sahip olmamasına

GÜNAH ÇIKARMAK İÇİN ÇOK GEÇ

Ecevit Hükümeti’nde başbakan yardımcısıyken, kimsenin haberi olmadan seçim tarihi belirleyen kim? ABD’nin Irak’a müdahelesine karşı çıkan o iktidar (Bülent Ecevit’in

Bir Cevap Yazın