SON SÖZÜ HEP DİRENENLER SÖYLER

Yazınca “niye yazıyorsun”,
konuşunca “niye konuşuyorsun”,
meydanlara inince de “terörist misin”
diyorlar.

Nasıl isyan etmeyelim.
Bir Cumartesi sabahı kalkıp,
İP, TGB, Ulusal Kanal ve Aydınlık’a
baskın yapıldığını öğrenince.
Üstelik de 5 Ağustos duruşmasının hemen öncesinde.

Aklı başında,
demokrasiye inanan,
azıcık da okumuş yazmışlığı olan,
birazcık vicdana, insani duygulara sahip,
adam gibi adam, kadın gibi kadınlar
bu haksızlığa, zulme sessiz kalabilir mi?

Sen ileri demokrasi diye ileri faşizm uygularsan,
baskılardan, işkencelerden, yasaklardan medet umar,
kocası, oğlu hakkında,
abisi, babası ile ilgili verilecek hükmü
hakimin ağzından duymalarını engellersen,
yasal bir partiye, terör örgütü muamelesi yapıp
şafak baskınları düzenlersen,
ne olmasını bekliyorsunuz?

İnsanlar sokağa dökülür,
haykırır, feryat eder.
Direnir, boyun eğmez, mücadele eder.

Ne yapsınlar yani,
ses çıkarmayıp,
sizin kulunuz, sürünüz mü olsunlar?

Olmaz arkadaş, olmaz.
“Bu daha başlangıç, mücadeleye devam”dan mı korktunuz?
Koltuğunuzun artık sallandığını,
ufukta hakim önünde oturduğunuzu mu düşünmeye başladınız?

Dillerine dolamışlar,
Anayasaymış, kanunmuş…
Yok öyle…
Güç elinizde diye yasaları kendinize göre dizayn edin,
yasalara uygun davrandığınızı söyleyin,
‘herkes bizim yasalarımıza uysun’ deyin.

Martin Luther King’in dediği gibi,
“Hitler’in Almanya’da yaptığı her şeyin
yasal olduğunu asla unutmayın.”

Ne oldu,
Gezi ile birlikte
boş karizmanızın mizah ile patlatılması
hoşunuza gitmedi mi?

Nazım Usta ne güzel söylemiş:
“Hiçbirşeye benzemez halkını satanın korkusu”

Gezi gençliği gibi, TGB ve bütün direnişçiler,
Abbey Edward’ın “Bir vatansever,
ülkesini hükümete karşı savunmaya her zaman hazır olmalıdır.”
sözünü doğrularcasına direniyorlar adeta.

Durumu en iyi anlatan ve çok önemsediğim bir söz daha var,
Paul Auster’in.
Şöyle diyor Auster:
“Destedeki bütün kartlar
sizin kaybedeceğiniz biçimde dizilmişse,
o eli kazanmanın tek yolu,
kurallara karşı gelmektir.”

Evet, Türkiye’de kartlar AKP’nin dizmesiyle
çağdaşların, laiklerin, cumhuriyetçilerin,
devrimcilerin, aydınlanmacıların kaybetmesi için dizildi.
Ama hayır, o kartlar yeniden dizilecek.

Adnan Yücel’in de yazdığı gibi,
son sözü elbette direnenler söyleyecek.

“Ne kırlarda direnen çiçekler
Ne kentlerde devleşen öfkeler
Henüz ‘elveda’ demediler
Bitmedi, daha sürüyor o kavga
Ve sürecek
Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Çünkü tarihin en güzel yerinde
Son sözü hep direnenler söyler. ”


İlgili yazılar

Sisteme Dahil Olmayan İnsanlar

Sistem değil insanlar kazanır! Çünkü sistemin temellerinden başlayarak ilmik ilmik dokuyan insandır. O nedenle insan kazanır. Vücut verdiği şeylere yok

Geç değil!

“Bir kişi Führer’e sadık değilse, bu sadakatsizlik sadece düşüncelerinde dahi kalsa, sizin sorumluluğunuz bu kişinin yanınızdan ayrılmasını sağlamaktır. Bu dünyadan

Bugünü yarına yetiştirmek

Bu yaşımıza kadar ne demokrasi çeşitlerini yaşadık.. . Şimdilerde ileri(!) demokrasiden adı Yeni, içi gelberi Türkiye’sindeyiz. Çocukluğumun klasiklerinden Cervantes’in Don

Bir Cevap Yazın