TABELA KURSLARI

Falanca müzik kursu, filanca sanat evi, bilmem ne sanat akademisi gibi, yaşamış olduğumuz yerlerde birbirinden güzel, janjanlı tabelalar ve isimlerle dolu sanatsal eğitim verdiğini iddia eden kurslar var. Bugün sizlere, ülkemizin her tarafında kurulmuş ve her yaştan insanı sevdiği ve öğrenmek istediği sanatsal dallarda eğitmeye çalışan hobi kurslarından veya hepimizin kullandığı isimle müzik kurslarından bahsetmek istiyorum. Aslında küçük yaştan itibaren özellikle de çocuklarımızın iyi bir çalgı aleti çalması veya başka bir dalda hünerlerini geliştirmesi için bu tip kurslara ilgi yüksek olur. Peki, bu seçimleri yaparken nelere dikkat ederiz. Ben söyleyeyim isterseniz. Dikkat edilmesi gereken asıl şeyleri es geçip çoğunlukla şekle veya tabelanın güzelliğine bakarız. İyi hoş da bu kursların yeterliliğini ölçecek bir yetiye kendimiz sahip miyiz? Tabi ki hayır. Çoğu işte olduğu gibi bu seçimlerde de Allah’a emanet bir tavır sergiliyoruz.

Aslında bu tarz kurslar çocuklar için çok belirleyici bir özelliğe sahiptir. Çoğunlukla çocuklardan örnek vermemin sebebi, yetişkinlerin kendilerini ifade edebilecek ve yanlış öğretilmeye çalışılacak bir duruma müdahale edebilme yetilerinin olmasıdır. Peki ya çocuklarımız? Genelde velilerin çocuklarını teslim edip, verilen eğitimi pek fazla sorgulamadığı yerlerde çocuğun ileriye dönük sanatsal gelişimi şansa kalmış bir durumdur. Şunu rahatlıkla iddia ederim ki; müzik kursları adı altında hizmet verme iddiasında bulunan çoğu yer sadece ve sadece insanları oyalama ve sömürme üzerine kurulmuş yerlerdir. Bunu bu işin tam ortasında olan ve özel hayatında da eğitmenlik yapıp, bu kursların iç işleyişini artık ezberlemiş biri olarak söylüyorum. Bu konudaki düşüncemi samimi olarak belirtmek isterim ki, şu anda faaliyet gösteren kursların içinde kaliteli ve gerçekten eğitim kaygısı güden kurum sayısı benim yaşamış olduğum yerde iki elin parmaklarını geçmez. Ayrıca denetleme görevi üstlenen resmi kurumların istediği fiziki şartları yerine getirmek, o sanat kurumunun iyi veya kaliteli bir eğitim merkezi olduğunu göstermez.

Bunu sizlere yaşamış olduğum bir örnekle somutlayım. Yakın bir zamanda yanıma müzisyen bir arkadaşımın tavsiyesi ile gelen bir üniversite öğrencisi benden gitar üzerine eğitim almak istediğini söyleyip özel ders talebinde bulunmuştu. Derslere başladığımızın 3.haftasında rutin olarak yapmış olduğumuz teorik ve pratik uygulamanın dışında öğrencinin benden henüz yapamayacağı seviyede hareketleri ve teorik bilgileri sorması üzerine, merak edip neden bu kadar acele ettiğini sorduğumda bana verdiği cevap aslında çoğu müzik kursunun içler acısı halini özetlemeye yetmişti. Meğer bana ders almaya gelen öğrenci bir müzik kursunda ‘eğitmenlik’ yapıyormuş. Daha 1 aylık bir öğrencinin seviyesinde enstrüman ve müzik bilgisi olan birinin bir eğitim kurumunda eğitmenlik yapması trajik ve içler acısı bir durumdur. Bir de bu arkadaşın ders verdiği yerdeki öğrencilerin durumunu ve velilerin beklentilerini düşünün.

Şimdi bunu istisnai bir durum olarak algılayacak arkadaşlara tavsiyem polyannacılığı bırakıp çocuklarını bin bir hevesle teslim ettikleri yerleri ve eğitmenlerin formasyonlarını iyi takip etmeleri gerektiğidir. Mesele diplomalı veya alaylı eğitmen meselesi değildir. Mesele, sanatsal ve çok iyi eğitim veriyoruz ahkâmları kesip insanlara sömürülecek bir mal gözüyle bakan ‘tabela kursları’dır. Tüm iddiası tabelasında sıkışıp kalmış bir kurumda ne eğitmenin çalışma şartları ve yeterliliği önemlidir, ne de kursa gelen öğrencinin sağlayacağı fayda önemlidir. Hal böyle olunca ortaya çarpık bir eğitim ile neticesinde sonuç alınamayan, boşa gitmiş zaman ve para kaybı çıkar. Bu konu sadece müzik kursları tarafından ihmal edilen bir konu olmayıp, velilerin de son derece yanlış düşüncelerle ve bilgilerle donatılmış durumda olduklarını özellikle belirtmek isterim. Aslında bu konuda söyleyecek çok daha fazla ayrıntılar var ama ben bu konuyu şimdilik burada noktalayıp, takdiri her zamanki gibi kamuoyuna bırakıyor ve eğitim kaygısı güdüp, insanlara yerinde ve yeterli eğitim veren kurslarımızı da tebrik edip, hepinize sanat dolu günler diliyorum. Herkese saygılarımla…


İlgili yazılar

Cumhuriyete küfreden Cumhurbaşkanı!

Yüzyıllarca uyutulmuş ve toprakları bir bir elinden alınmış bir ulusun yazdığı destandır Cumhuriyet.. Yedi düvele karşı verilen dünyanın ilk ulusal

Nisan ayı da geçip gitti

Samim Kocagöz (1916 – 1993) sevdiğim yazarlardan biridir. Söke’de doğmuş, toprak zengini bir ailenin çocuğu olmasına karşın, iyi bir öğrenimden

‘AKİL’ TUTULMASI

Oslo pazarlıklarını reddettiler, ortaya çıkaranlara hakaret ettiler. Sonunda kabullendiler. “İmralı ile görüşüyorlar diyenler şerefsiz” dedi. Ne oldu, görüşmemişler mi? Görüştükleri

Bir Cevap Yazın