TAKSİM’E KIYMAYIN GEZİ’NİN MASUMİYETİNİ KİRLETMEYİN

Gezi Parkı direnişi…
Türkiye silkindi, 90 kuşağı ayağa kalktı.
Anneler-babalar, nineler, ev kadınları-çalışan kadınlar…
Türkiye böylesini görmedi,
dünyada ülkemin saygısı arttı.

Ellerinde Atatürk resimleri,
Türk bayraklı milyonlar.
Türkiye’nin 79 ilinde sokaklara döküldü,
onur mücadelesi verdi.
Gaz ve su yiye yiye,
cop darbelerini bal eyleyerek,
TOMA ve zırhlıların önünde yata yata,
ölüme meydan okuyarak ve ölerek,
gözlerini kaybetmeyi göze alarak ve kaybederek,
kafataslarının kırılması,
hastanelerde acı içinde tedavi olma,
bilinmeyen adreslerde işkence görme,
tacize uğrama, dayak yeme pahasına…

Kısacası bedeller ödeyerek kazanılan unutulmuş
güzel duygular.
Etnik köken ve mezhep, dini inanç ayrımı olmadan,
birlikte, insan ve özgür birey olma sorumluluğu ile,
onur, gurur, dayanışma, demokrasi isteği,
‘hak verilmez alınır’ düşüncesini bir kez daha doğrulama.

Yüzde 50 oy alanların her istediğini yapamayacağını,
kazanılmış haklardan vazgeçilemeyeceğini,
sultanlığa, diktatörlüğe, tek adamlığa,
faşizme geçit verilemeyeceğini gösterme.

Atatürk’e,
bırakın saçının telini,
kesilip çöpe atılacak ayak tırnağı bile olamayacakların
kafasına her estiğinde yılan gibi zehirli dillerini çıkarıp
saldıramayacaklarının açıkça bir kez daha ortaya koyulduğu eylem.

Diktatör Tayyip’in ilk defa yüreğine korkuyu sokan,
uykularını kaçıran, feleğini şaşırtan
demokrasi tarihine altın harflerle geçecek küçük devrim.

Bu keyif yaşanırken,
birşeyler oldu aniden.
Gezi Parkı için bir araya gelen milyonların,
birlikte olamayacağı, görüş ayrılıkları yaşayacakları
olaylar Gezi Parkı ile özdeşleştirilmeye çalışılıyor.
Gezi Parkı’nın masumiyeti, ruhu kirletiliyor.

Sakın ha, aman ha.
Bunu yapmayalım,
yapılmasına da izin vermeyelim.

Son olarak da Lice olaylarında görüyoruz.
Daha olayın olduğu saatlerde,
gerçekler ortaya konmadan,
hareket masum bir sivil, halk hareketi mi
yoksa bir provakasyon mu,
terör örgütü PKK’nın eli var mı,
bazı iddialarda yer aldığı gibi,
PKK’ya gelir getiren hint keneviri,
yani uyuşturucu üretimine askerin vurduğu darbe ile ilgili mi
bilmeden anlamadan ‘Diren Gezi Diren Lice’,
‘Her Yer Taksim Her Yer Lice’ sloganları atılmaya,
aralarında bağ kurulmaya çalışılıyor.

Başka bir yazı konusu olabilecek eylemin,
sanki bir demokrasi ve özgürlük hareketi gibi gösterilmesi
büyük haksızlıktır.

Lice olayları bir Gezi Direnişi olabilir mi?
Aynı kefeye konabilir mi?

Yapmayın, etmeyin.
Taksim’e kıymayın,
Gezi’nin masumiyetini kirletmeyin,
Gezi ruhunu bölmeyin efendiler.


İlgili yazılar

Balkanlaşmadan Lübnanlaşmaya: Merhaba 2015

2014 yılı da tıpkı geçmiş yıllarda olduğu gibi sayısız olayla geçti. Dış politikadan iç politikaya, eğitimden, ekonomiye temel sorunlarımızın hiç

BÖL-ÇARPIŞTIR-YÖNET

Hükümet, bilimsel olarak yapılan karşı çıkmalara rağmen, ‘dini’ amaçlarla 4+4+4 ‘ucubesini’ uygulamaya koydu. Sorunlar da peş peşe kendini gösterdi. Okul,

Hey Davutoğlu, Makam Senin, Söz, Karar Tayyip’in

Sonuçta olan oldu./ Başbakan Davutoğlu, Anayasal sorumluluklarının dışına çıkarıldı. Yürütmenin sorumlusu olarak, devletin başı aynı zamanda yürütmenin de başı olan

Bir Cevap Yazın