TENCERE TAVA HEP AYNI KAFA

10 günü dolduran Gezi Parkı eylemlerinin ülkede bazı taşları yerinden oynatacağına Başbakan Erdoğan’a rağmen inanıyorum. Bir şeyler mutlaka değişecek, bazı duyarlılıklara daha çok dikkat edilecek umuyorum.

Bu görüşümde ısrar ederken itiraf ediyorum; Recep Tayyip Erdoğan’dan bir “balkon konuşması” daha beklemek bana fazlasıyla iyimser bir yaklaşım olarak gelmişti zaten. Başbakanı birazcık tanıyan herkes, kibrinden tek bir geri adım atmayacağını bilirdi.

Netice olarak Erdoğan, Tunus’ta yaptığı basın toplantısında açıkça söyledi, Toplu Kışlası inşaatından, Gezi Parkı’nı yok etmekten vazgeçmedi. Tarihi değerler diyor Başbakan Erdoğan ama, metro inşaatlarında çıkan arkeolojik eserlere “çanak çömlek” dediği de kulaklarımızda çınlıyor hala.

ERDOĞAN İKNA OLMADI, BEN OLDUM

Yanlış kişi ikna olmuş demeyin lütfen. Ben Başbakan’ın her şeyi bilinçli bir şekilde yaptığına ikna oldum. Gezi Parkı’nın mesajını almış Erdoğan. Hem de doğru almış. Ama diyor ki, “Yakında seçim var, ben size prim veremem. Evde zorla tuttuğum yüzde 50’nin oyunu kaybetmeyi göze alamam. Siz nasılsa bana oy vermiyorsunuz, sizi kazanmayı aklımın ucundan bile geçirmem. Sizden korkmam ayrıca, çünkü siz nasılsa en yakın seçimde çil yavrusu gibi dağılacaksınız. Asla karşımda bir blok olarak duramayacaksınız. Ama benim elimde ne yaparsam yapayım garanti bir yüzde 50 var.”

Bu satırları hayal kırıklığı içerisinde yazıyorum sanmayın ama sanırım ben bile Erdoğan’ın hepimizi şaşırtmasını bekliyordum. İyi niyetli temennilerin etkisinde kalmışım demek.

EMİNE HANIM’A DÜŞEN GÖREV

Başbakan Erdoğan’a son ABD gezisinde refakat eden eşi Emine Erdoğan’a, İranlı bir akademisyen çok ilginç bir kitap hediye etmişti. Hatırlarsanız kitap “Diktatörlüğün Psikolojisi” adını taşıyordu. İran asıllı psikoloji profesörü Fathali Moghaddam, Türk gazetecilerin sorusu üzerine kitabın “seçilmiş bir hediye” olduğunu ifade etmişti.

Acaba Emine hanım o kitabı okudu mu? İngilizce’ye ana dilleri gibi hakim olan çocukları en azından, kitabın mesajını kendisine izah etti mi?
Moghaddam kitabında, gelişmiş demokrasilerin bile bazı koşullar altında diktatörlüğe dönüşebileceği tezini savunuyor. Diktatörlüğe gidişin işaretlerini de sıralıyor Moghaddam ve diyorki; artan gelir adaletsizliği, sosyal hareketliliğin azalması, yoksulun büyük ihtimalle yoksul olarak ölmeye mahkûm hale gelişi, devletlere ve politikacılara güvenin azalması, oy verme oranlarının düşmesi…

Bu koşullardan kaçı uyuyor Türkiye’ye? Artan gelir adaletsizliği misal ve yoksul doğan büyük bir ihtimalle yoksul ölecektir tezi tanıdık gelmiyor mu?

Başbakan Erdoğan, eşinin ve ailesinin bazı konulara karıştırılmasına kızıyor, öfkeleniyor genellikle ancak bu farklı bir durum, bazen kadınlar bir sözleri-hareketleri ile eşlerini sağduyuya yönlendirebilirler. Ancak çok geç biliyorum, zaten pek çok kişinin şimdi “Geçti Bor’un pazarı…” dediğini de duyuyorum.


İlgili yazılar

Akıl tutulmasının Nirvana’ya ulaştığı nokta

9 yaşındaki bir çocuğun başındaki türban bu kadar haramı ve ayıbı örtmez, örtemez. Bakanlar kurulundan seri adımlarla çıkıp kürsüye gelirken

Biz Kadınları Çok Severiz!

Biz kadınları çoookkk severiiiz… Ritüel olmuştur benim için 8 Mart röportajları o zaman başlasın kadınlar için bu yazı. Ferhan: Fatma

Unutmasaydık 1 Mayıs’ı!..

Hikmet Ertan Soma ve Ermenek’te “Oğlum yüzme bilmezdi, suyun içinde ne yaptı” sözleri yüreğimize mıh gibi çakılmazdı. Kelimeler boğazlarımıza düğümlendi.

Bir Cevap Yazın