TBMM’DE GERGİN 23 NİSAN

TBMM’DE GERGİN 23 NİSAN

23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı nedeniyle  TBMM özel gündemle toplandı.  Başbakan Erdoğan konuşmasında yine cemaat, çeteler ve muhalefeti eleştirdi. Erdoğan’ın konuşmasına CHP Grup başkanvekili Engin Altay, itiraz ederek söz aldı. Altay,böyle bir günde, yabancıların önünde,  bizleri çete ve yabancılarla işbirliği yapmakla suçlamayı kabul etmiyorum” dedi.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun temel hak ve özgürlükleri için canlarını feda eden gençlerimizle, Berkin Elvan’ın anısına adadığı konuşması şöyle;

“Sayın Başkan,

Değerli milletvekilleri,

Değerli yurttaşlarım ve sevgili çocuklar,

Cumhuriyet Halk Partisi adına 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyor ve bu büyük günün ülkemiz için aydınlık ve huzurlu günlerin müjdecisi olmasını diliyorum.

Cumhuriyetimiz, bütün dünyaya bir bayram hediye edecek kadar ufku geniş, ulusal egemenliği baş tacı yapacak kadar halkına güvenen ve saygı duyan devrimci kadroların ve ruhun eseridir.

Mustafa Kemal’e atıfla söylemek isterim ki, ulusal egemenliğin ışığı karşısında zincirler erimiş, taç ve tahtlar batmış ve yok olmuştur.

Sayın Milletvekilleri,

Cumhuriyeti kuran devrimci kadroların ulusal egemenlik kavramıyla neyi ifade ettiklerini iyi anlamak gerekiyor.

Günümüzde bu kavramı çarpıtarak bir dikta rejimi kurmaya kalkışanların, öncelikle Mustafa Kemal Atatürk’ün, 7 Şubat 1923 tarihinde Balıkesir’de yaptığı konuşmayı iyi öğrenmeleri gerekir…

Şöyle der Mustafa Kemal…

“Millî emeller, millî irade yalnız bir şahsın düşünmesinden değil bütün millet fertlerinin arzularının, emellerinin bileşkesinden ibarettir.”

Bir halkın var olma mücadelesini bağımsızlıkla taçlandırmış bu yüce Meclisin fikri hür, vicdanı hür üyeleri bugün de zorlu bir mücadele içine girmişlerdir. Bu zorlu mücadelenin halkın egemenliğini yansıtan gerçek bir demokrasi ve özgürlüklerle taçlanacağından eminim.

Değerli milletvekilleri,

Ulusal egemenlik; çoğulcu bir rejim, temsilde adalet ve hukukun üstünlüğü meselesidir.

Çoğunluğun güçlü, güçlünün de haklı olduğu; yurttaşların baskı, korku, yasaklar, kin, yoksulluk ve istikrarsızlık tehditleriyle yönlendirildikleri bir sistem çoğulcu değildir.

“Sandıktan çıktım ne istersem yaparım” anlayışı, Ulusal egemenlik kavramıyla bağdaşmaz.

Çünkü ulusal egemenlik, sandıktan çıkan oy sayısına bağlı bir kavram değildir.

Egemenlik en son ferdine kadar bütün ulusundur.

Sayısal çoğunluğu egemenlik olarak anlamak ve kullanmaya kalkışmak ulusal iradenin inkârıdır, istismarıdır.

Böyle bir yönetim tarzına demokrasi ve cumhuriyet kelimeleri de yakışmamaktadır.

Demokrasi, özgür yurttaşların, özgür medyanın, oy sandığına hapsolmayan bir iktidar anlayışının rejimidir.

Demokrasi, iktidarların, egemenliğin kaynağı olan halka belirli aralıklarla ve sandıktan sandığa değil, her gün hesap verdikleri bir rejimin adıdır.

Uygulanan yüzde on seçim barajı, ulusal egemenliği hiçe sayan, yurttaşlarımızın tercihlerini görmezden gelerek temsiliyet haklarını çalan ve iktidarda kalmak için her şeyi reva gören bir çarpık zihniyetin ürünüdür.

Ne var ki, seçim barajını düşürmeyi, son derece adaletsiz temsil sonuçları yaratacak yeni bir seçim sistemini kabul etme şartına bağlamak, millet egemenliğine açık bir saygısızlıktır.

Kayıtsız, şartsız millete ait olan egemenlik, milletin iradesini gasp etmek ve toplumun belirli unsurlarını dışlamak için bir silah gibi kullanılamaz.

Değerli milletvekilleri

Üstünlerin hukukunun egemen olduğu yerde, milletin egemenliği yoktur.

Halkımız ulusal egemenliği yasama, yürütme ve yargı organları aracılığıyla kullanır. Yürütme organına ‘bu yetkiyi tek başına kullan’ demez!

Tarafsız ve bağımsız yargının olmadığı; yasama organının etkisizleştirildiği bir düzeni sürdürmek, ulusal egemenliğin kaynağı olan milletimizi hiçe saymak demektir.

Toplumu ve hasımlarını sindirmek için özel mahkemeler oluşturanlar, kararlarını beğenmedikleri zaman Anayasa Mahkemesine bile meydan okuyanlar ve yolsuzluk soruşturmalarına hukuku dinamitleyerek cevap verenler sadece Anayasa’yı değil ulusal egemenliği de çiğnemektedirler.

Kuvvetler ayrılığını ayak bağı olarak görenler, halkın iradesine saygı duyduklarını nasıl iddia edebilirler!

Bu bayram günündeki burukluğumuzun sebebi de bunlardır.

Üzülerek ifade edeyim ki, varlığını ve saygınlığını hukuk ve meşruiyet ilkelerine bağlılığına borçlu olan Meclisimizin, bütçe denetim yetkileri elinden alınmıştır.

İki yıl önce bugün yaptığım konuşmamdaki bir ifadeyi tekrar bilginize sunmak isterim. “Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratikleşme tarihi bu Meclisin yetkilerini savunma ve genişletme tarihidir. Bugün dahi bu yüce Meclisin yetkilerine göz dikenler bu hususu hiçbir zaman akıllarından çıkarmasınlar.”

Değerli milletvekilleri,

23 Nisan aynı zamanda, dünya çocuklarına armağan edilmiş ilk ve tek bayramdır.

Özgürlüğe, eşitliğe ve bilime bağlı olan toplumlar Mustafa Kemal’in işaret ettiği gibi fikri hür, vicdanı hür nesiller yetiştirebilirler.

Çocuklarımızın ufkunu kin ve nefretle değil sevgi ve dürüstlükle çizdiğimiz takdirde ülkemiz kalkınır ve ilerler.

Biz çocuklarımızı bilime dayalı; sevgiyle dolu-nefretten uzak; yüzünü geleceğe dönmüş-korkulardan uzak bir eğitim sistemiyle yetiştirmek istiyoruz.

Biz çocuklarımızı küreselleşen dünyaya uyumlu, haberleşme ve iletişim olanaklarını etkin bir şekilde kullanan ve yaşadıkları dünyayı sorgulayan bireyler olarak yetiştirmek istiyoruz.

Çünkü biliyoruz ki özgür ve eşit bir gelecek, özgürce yetişen nesillerle mümkündür.

Değerli milletvekilleri,

Sözlerime son verirken, bu yıl, grubum adına, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı, temel hak ve özgürlükleri için canlarını feda eden gençlerimizin ve bir sabah evinden çıkarak Türkiye halkının kalbine gömülen Berkin Elvan’ın güzel anısına adıyorum.

 


İlgili yazılar

ESKİ BAKAN GÜNAY: MİT JİTEM HALİNE GETİRİLECEK

AKP’den istifa eden Bağımsız İzmir Milletvekili, eski Kültür ve Turizm bakanı Ertuğrul Günay, HSYK Yasası’nı onaylayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü eleştirdi. Günay, “ Cumhurbaşkanlığı Anayasanın uygulanmasını gözetecek en yüksek makamdır. İktidarla uyumlu geçinme kaygısı adına Anayasa’ya aykırılığı görmek yerine ertelemesi, bunun çözümünü Anayasa Mahkemesi’ne bırakması doğru bir yaklaşım Değildir. Veto etmesi, Meclis’e göndermesi gerekirdi. MİT Jitemleştirilecek” dedi.

Kılıçdaroğlu: Erdoğan elinde kalan son silahı kullanıyor

Kılıçdaroğlu, “Türkiye’yi felakete sürüklemek istiyorsanız, AKP’yi tek başına iktidara getirirsiniz. Erdoğan kaybettiğini görüyor onun için elinde kalan son silahı, din

Bahçeli Ve Ülkücüler!

Saraydaki, geleceğini garantiye almak için bir ülkeyi feda etmek isteyen zat, Diyarbakır’da konuşuyor. Yine kinini, düşmanlığını ortaya koyuyor. “Türk demiyoruz,

Bir Cevap Yazın