HANGİ TARAFTA YER ALACAKLAR

HANGİ TARAFTA YER ALACAKLAR

CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç‘a Osmanlı Sultanı 2. Abdulhamid’in varislerinin Türkiye içinde ve dışında dava açtıklarını, Abdülhamid’in torunlarından Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu. ” Hilafetin kaldırılması ve Osmanlı hanedanı üyelerinen yurt dışına çıkarılmasına dair kanunun” yanlış uygulandığını ileri sürerken, hükümetin yetkili organlarından her hangi bir uyarı veya ikazın gelmediğini anımsattı.
“ERDOĞAN, TÜRKİYE HİÇ KURULMAMIŞ VE OSMANLININ DEVAMI TEZİNİ VURGULUYOR”
Haluk Eyidoğan, Meclis başkanlığına sunduğu önergesinde, Başbakan Erdoğan’ın yıllardır söylediği ve arzu ettiği Türkiye Cumhuriyeti hiç kurulmamış ve Osmanlı’nın devamı olduğunu vurguladığı 13 Ocak 2014 tarihinde gerçekleştirilen 6.Büyükelçiler, Konferansındaki konuşmasında “1915′te Sarıkamış Şehitleri’mizin 100. Yıl dönümünde bunu çok önemsiyorum. Bu etkinliklere katılıp Osmanlı’nın bakiyesi olduğunu unutmamamız ve ona göre bizi temsil etmeniz gerekmektedir.” sözleri ile desteklediği tezinin uygulamaya başlanması anlamına gelmektemidir? diye sordu.
ABDÜLHAMİD NAKİT PARA VE HİSSE SENETLERİNİ ORDUYA BAĞIŞLADI
Konu ile ilgili olarak hatırlatmalarda bulunan CHP’li Haluk Eyidoğan, ” Bilindiği üzere Sultan 2. Abdülhamid’in bütün gayrimenkulleri, yerine gelen Sultan Reşad, 26 Nisan 1909′da İttihad ve Terakki’nin kendisine yaptığı baskıyla yayınladığı bir fermanda devrik hükümdarın Hazine-i Hassa’ya, yani tahtın ve tacın hazinesine kattığı bütün gayrimenkulleri Maliye’ye devretti. Abdülhamid de, aynı yılın 16 Temmuz günü nakit parası ile bütün hisse senetlerini orduya bağışladı.
HAZİNE PADİŞAHIN DEĞİL, LOZAN ANLAŞMASINA GÖRE KURULAN DEVLETLERE AİT
Abdülhamid’in varisleri, Cumhuriyet’in ilanından sonra, hükümdarın mirasını alabilmek için Türkiye içinde ve dışında çeşitli davalar açtı. Bilirkişi raporlarıyla devletleştirilen Hazine-i Hassa’nın, padişahın değil “tahtın müşterek malı” olduğu ve Lozan Antlaşması’ndan sonra kurulan devletlere ait bulunduğuna karar verildi.
1949′DA PADİŞAH MALLARININ MİRASÇILARA İNTİKAL EDEMEYECEĞİ HÜKMEDİLDİ
Musul Petrollerindeki Abdülhamid hissesini talep eden davalar da sonuçsuz kaldı. 1940′lı yıllarda bu gelişmeler yaşandığı sırada, Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1949′da iki ayrı karar aldı. 18 Nisan günü Pasaport Kanunu’nu değiştiren bir yasa çıkarıldı. Yasaya “Hanedan mensuplarından Türkiye’ye dönmelerine izin verilenlerin padişah mallarını talep edemeyecekleri” yönünde bir madde konuldu. Anayasa Mahkemesi’nin bulunmadığı o günlerde bazı karmaşık yasaların anlaşılması için Meclis “yorum kararı” veriyordu ve 2 Mayıs 1949′da yapılan yorumda, padişah mallarının mirasçılara intikal edemeyeceğine hükmedildi.
PADİŞAHIN TORUNU ” İSTESEK TÜRKİYE’Yİ ALIRIZ”
Ancak tüm bu yasal düzenlemeler ve hukuki yaptırımlara rağmen 2. Abdülhamid’in torunlarından Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu, hilafetin kaldırılmasının yıldönümünde basına verdiği röportajda Cumhuriyet Kanunlarına adeta meydan okuyarak “İstesek Türkiye’yi Alırız” demiştir.” sözlerini anımsatan Eyidoğan Bakan Bozdağ ve Bakan Arınç’a şu soruları yöneltti :
-Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine böyle bir davanın açılması mümkün olmadığı ve dava dilekçesinin dahi kabul edilmemesi gerektiği halde, Osmanlı ailesi bu yolla Osmanlı Hanedam’na kaptırdığı malları Türkiye Cumhuriyeti Devletinden ve Türk Milletinden geriye isteyerek aslında Osmanlı’nın yıkılmadığını ve Türkiye Cumhuriyetinin Kurulmadığını yıllardır söyleyen, beyan ve arzu eden Recep Tayyip ERDOGAN’ın bu tezine gerekçe olarak mı bu dava dilekçesi kabul edilip mahkeme açılıyor?
-Sultan Reşad, 26 Nisan 1909′da İttihad ve Terakki’nin baskısıyla yayınladığı bir fermanla devrik hükümdarın Hazine-i Hassa’ya yani tahtın ve tacın hazinesine kattığı bütün gayrimenkulleri Maliye’ye devretti. Abdülhamid de, aynı yılın 16 Temmuz 1909′da nakit parası ile bütün hisse senetlerini orduya bağışladığı ve bu surette Abdülhamid’in tüm mal varlığının Osmanlı Hanedanına intikal ettiği bilindiği halde Hükümetinizin bu kişilere vermiş olduğu bir söz mü vardır?
-Bu dava sonucunda malların iadesi kararı verilirse o zaman ” Saltanatın İadesi” kararı verilmiş mi olacaktır?
-Hanedanın Ayasofya ile ilgili iade talebi üzerinden Hilafet’in geriye getirilmesi kararı mı çıkartılmış olacaktır?
-Adalet Bakanlığının Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına doğal taraf olacağı böyle bir davanın görülmesini esastan reddetmesi gerekirken bu davanın görülmesine karar verilmesi ile Adalet Bakanlığının tutumu ne olacaktır?


İlgili yazılar

Davutoğlu’nun ilgilendiği şeye bak

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türk edebiyatında önemli yerleri olan Cahit Zarifoğlu, Mehmet Akif İnan, Erdem Bayazıt, Rasim Özdenören, Ali Kutlay, Nuri

Tanrıkulu: AKP ile koalisyonu HDP kursun

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, sosyal medya hesabında yazdığı mesajla isim vermeden HDP ve Selahattin Demirtaş’ı eleştirdi. HDP Eş

TİB istediği siteyi yasaklayacak

TİB artık mahkeme kararı olmadan içerik kapatacak, istediği siteyi yasaklayacak… “Torba Kanun” teklifi olarak adlandırılan Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde

Bir Cevap Yazın